Umut: Bir Teselli Değil, Etik Bir Sorumluluk

Umut: Bir Teselli Değil, Etik Bir Sorumluluk

Yusuf Arslan
7 Haziran 2026

EFNAN ATMACA – Bu yıl 17. kez gerçekleştirilen Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans İstanbul Topluluğu (MDTİst) tarafından sahnelenen “Kız Doğdu / III” ve festivalde ilk kez izleyici karşısına çıkan “Hiç Kuş Yok” gibi dikkat çekici eserleriyle öne çıktı. Her iki gösteri, kadın temasını merkezine alıyor ve kadının gücünü vurgularken dayanışma mesajları da veriyor. MDTİst, sahnelediği her eserle izleyici kitlesini genişletiyor ve gençlerin perspektifini, sesini ve duyarlılığını temsil ediyor. “Hiç Kuş Yok”un koreografisi Ferhat Güneş’e, “Kız Doğdu / III”ün müziklerini üstlenen Ah! Kosmos ve konsept ile koreografideki imzası olan Aslı Öztürk ile bu eserleri konuştuk.

■ “Hiç Kuş Yok”ta kadına yönelik şiddeti ele alıyorsunuz. Vurgulamak istediğiniz temel nokta nedir?
“Hiç Kuş Yok”, kadına yönelik şiddeti ele alan bir proje; ancak bu eserde şiddetin kendisinden ziyade, toplumun şiddetle olan ilişkisini incelemeye odaklanıyoruz. Günümüzde, şiddetin varlığından daha tehlikeli olan durum, onun normalleşmesi. Şiddet haberleri hayatımızın sıradan bir parçası haline geldikçe, bu duruma karşı duyarsızlaşma ihtimalimiz artıyor. Eserin çıkış noktalarından biri de bu normalleşme hissi. Amacım, şiddeti yalnızca görünür hale getirmek değil, toplumun bu gerçekle karşılaştığında oluşturduğu duygusal ve etik tepkileri incelemek. Bir kayba ne kadar üzülebiliyoruz? Başkalarının acılarıyla ne ölçüde empati kurabiliyoruz? Bu durumda birlikte kalabiliyor muyuz? Eserde umudu, bir teselli olarak değil; bir etik sorumluluk olarak ele alıyoruz. Birbirimizin acısına dokunabilmek, geri çekilmemek ve dayanışma içinde kalabilmek… İşte dayanışmanın tam anlamıyla burada başladığını düşünüyorum. “Hiç Kuş Yok”, karanlık bir konuya odaklansa da, dayanışmanın gücünü ön plana çıkarıyor. Belki de gerçek umut, sadece daha iyi bir geleceğe inanmakta değil; o geleceği birlikte inşa etmek için sorumluluk almamızda yatıyor.

■ MDT, özgün ve dinamik projeler üretiyor. Geri dönüşler nasıl? MDT’nin gelecek vizyonu nedir?
MDT’nin en önemli özelliklerinden biri, repertuvar topluluğu olması ve farklı estetik anlayışlara ve yaratım biçimlerine yer vermesidir. Bu durum, hem sanatçılar hem de izleyiciler için canlı bir araştırma alanı oluşturuyor. Farklı koreografik dillerin bir arada var olabilmesi oldukça değerli. Seyirci geri dönüşlerinde bu çeşitliliğin önemsendiğini gözlemliyoruz. İlerleyen dönemlerde, MDT’nin yeni koreograflara alan açan, genç dansçıların kendilerini ifade edebildiği ve uluslararası iş birliklerinin güçlendiği bir yapı olarak gelişmesini önemsiyorum.

■ Genç izleyicilerin MDT ile olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çağdaş dansın seyirciyle kurduğu ilişkinin temelinde, kesinlikten ziyade bir arayış olduğunu düşünüyorum. Günümüzde insanlar büyük anlatılardan uzaklaşırken, çağdaş dans da katılımcılara bir değil, birçok anlam sunma imkanı tanıyor. MDT’nin genç izleyicilerle kurduğu bağın önemli bir kısmı buradan geliyor. Seyirci, yalnızca izleyen bir konumda değil; eserin anlamını birlikte oluşturan bir özne olarak kendini konumlandırıyor. Genç kuşağın bu esnek yapı ile kurduğu ilişkiyi ve ilgiyi oldukça değerli buluyorum.

■ “Kız Doğdu / III” eserinde hangi duyguları ve toplumsal meseleleri öne çıkarmak istediniz? Dans ve müzik bu anlatıyı nasıl şekillendiriyor?
Aslı Öztürk: “Benim için…

Author: Fatma Aydın